<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Frengi</title>
	<atom:link href="http://www.frengi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.frengi.com</link>
	<description>Frengi nedir, frengi belirtileri, frengi tedavisi, sağlık, sağlık bilgileri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 03:46:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Histeri Hastalığı</title>
		<link>http://www.frengi.com/histeri-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.frengi.com/histeri-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 03:42:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[histeri]]></category>
		<category><![CDATA[histeri belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[histeri hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[histeri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[histeri tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frengi.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Histeri hastalığı ilk defa Hipokrat tarafından orta­ya atılmış ve kadınlarda daha çok meyda­na geldiği için döl yatağı ile ilgili görülen bazı ruhsal ve fiziksel değişmeleri ifade etmek için kullanılmıştır. Histeri Yunanca rahim yani dölyatağı anlamına gelmek­tedir. Freud ise histerinin sebebinin rahim olmadığını, akli sorunlar olduğunu düşün­müş ve o zamandan beri ancak belli bir tip insanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_7" class="wp-caption alignright" style="width: 335px"><a href="http://www.histeri.com/wp-content/uploads/2011/12/histeri.jpg"><img class="size-full wp-image-7 " title="histeri" src="http://www.histeri.com/wp-content/uploads/2011/12/histeri.jpg" alt="" width="325" height="245" /></a><p class="wp-caption-text">histeri, histeri nedir, histeri belirtileri, histeri tedavisi</p></div>
<p><a title="histeri hastalığı" href="http://www.histeri.com/histeri-nedir.html">Histeri hastalığı</a> ilk defa Hipokrat tarafından orta­ya atılmış ve kadınlarda daha çok meyda­na geldiği için döl yatağı ile ilgili görülen bazı ruhsal ve fiziksel değişmeleri ifade etmek için kullanılmıştır. <a title="histeri" href="http://www.histeri.com/histeri-nedir.html">Histeri</a> Yunanca rahim yani dölyatağı anlamına gelmek­tedir. Freud ise histerinin sebebinin rahim olmadığını, akli sorunlar olduğunu düşün­müş ve o zamandan beri ancak belli bir tip insanı tanımlamak için histerik deyimi kullanılmıştır. Üzerinde çok tartışılan ve çok belirsiz bir kavram olması nedeniyle artık psikiyatride ender olarak kullanılmak­tadır.</p>
<p><a title="histeri nedir" href="http://www.histeri.com/histeri-nedir.html">Histeri</a> hastalığında bellek, biline, zekâ, hareket ve algı bozuklukları cok çeşitlidir. Kişisel olaylara ilişkin olarak yarım hatırlama (am­nezi) veya kimliğini unutma, evden veya iş­ten ayrılıp bilinçsiz olarak dolaşma (füg), kaslarda paralizi, kısmen yürüyememe, tremor, konuşamama (disfoni) gibi hareket bozukluğu, genellikle deride duyu kaybı veya körlük ve sağırlık gibi algı bozukluk­ları histeride görülen belirtilerdir.</p>
<p>Dikkat çekme isteği, canlılık, egoistlik, ba­ğımlılık ve aşırı duygusal tepki eğilimi gi­bi karakter özellikleri histerik tiplerde çok görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frengi.com/histeri-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Hastalığı</title>
		<link>http://www.frengi.com/goz-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.frengi.com/goz-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 02:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[astigmat göz hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[glokom göz hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[göz batmasi]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları arpacık]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları astigmat]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları miyop]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları üveit]]></category>
		<category><![CDATA[göz kapağı hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz katarağı]]></category>
		<category><![CDATA[hipermetrop göz hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[katarakt göz hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalığı göz]]></category>
		<category><![CDATA[üveit göz hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frengi.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Aşağı kısımda listelenmiş şekilde gördüğünüz göz hastalıkları, özellikle göz doktoru tarafından muayene edilmesi gereken göz hastalıkları olarak bilinir. Bu sorunlar, Ankara İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Bursa gibi büyük illerdeki göz hastanesi ve göz hastaneleri dahilinde tedavi edilebilen rahatsızlıklardır. Ayrıca özel hastaneler, tıp fakülteleri ve devlet hastanelerinde bulunan göz hastalıkları bölümleri de göz hastalıkları tedavisi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağı kısımda listelenmiş şekilde gördüğünüz göz hastalıkları, özellikle göz doktoru tarafından muayene edilmesi gereken göz hastalıkları olarak bilinir. Bu sorunlar, Ankara İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Bursa gibi büyük illerdeki göz hastanesi ve göz hastaneleri dahilinde tedavi edilebilen rahatsızlıklardır. Ayrıca özel hastaneler, tıp fakülteleri ve devlet hastanelerinde bulunan göz hastalıkları bölümleri de göz hastalıkları tedavisi ile alakadar olmaktadırlar</p>
<ul>
<li>Görmede azalma ( hatta gelip geçici olsa dahi )</li>
<li>Göz önünde yüzen, uçuşan cisimler ( siyah kılcıklar, tüycükler, noktalar, benekler, lekeler )</li>
<li>Işık çakmaları</li>
<li>Bir perde ya da peçe arkasından bakıyormuş gibi görme hissi</li>
<li>Işıkların çevresinde renkli halkalar görme</li>
<li>Gözde ve göz çevresinde ağrı hissi</li>
<li>Göz çevresindeki deride ve gözde kızarıklık</li>
<li>Gözde ödem ve sulanma</li>
<li>Gözlerin birisinin veya ikisinin öne doğru çıkması, fırlaması</li>
<li>Göz kayması, şehlalık</li>
<li>Çift görme</li>
<li>Şeker hastalığı</li>
<li>Yüksek kol tansiyonu, damar sertliği hastalığı</li>
<li>Böbrek hastalığı</li>
<li>Ailede herhangi bir göz hastalığının olması</li>
</ul>
<p><strong>Diyabetik (Şeker hastalığına bağlı) Göz Hastalığı Nedir?</strong></p>
<p>Diyabetik göz hastalığı, bu hastalığa yakalanan kişilerde görülebilecek bir grup göz rahatsızlığını ifade etmektedir. Bu rahatsızlıkların tümü ciddi görme kaybı ve hatta körlüğe neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Diabetik göz hastalığı sonucu karşılaşılabilecek en önemli problemler:</strong></p>
<p><strong>Diabetik retinopati:</strong> Retina (ağ tabaka) damarlarının şekere bağlı tahribatı sonucu ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Katarakt:</strong> Lensin (göz merceği) bulanıklaşmasıdır. Şeker hastalarında katarakt daha erken yaşta ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Glokom (göz tansiyonu):</strong> Görme siniri harabiyeti yaparak görme kaybına neden olmaktadır.Diyabetli bir hastada glokoma yakalanma riski diğer yetişkinlere oranla yaklaşık iki kat daha fazladır.</p>
<p><strong>Diyabetik Retinopati Nedir?</strong></p>
<p>Diyabetik retinopati diyabete bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir körlük sebebidir.</p>
<p>Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar bunun sonucu olarak diyabetik retinopatili bazı insanlarda damar içerisindeki kanın sıvı kısmı dışarı sızabilmektedir. Hastalık ilerledikçe, retina yüzeyinde anormal yeni damar oluşumları meydana gelmektedir.</p>
<div id="attachment_27" class="wp-caption alignright" style="width: 335px"><a href="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/goz-hastaligi.jpg"><img class=" wp-image-27 " title="göz hastalığı" src="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/goz-hastaligi.jpg" alt="Diyabetik göz hastalığı, bu hastalığa yakalanan kişilerde görülebilecek bir grup göz rahatsızlığını ifade etmektedir. Bu rahatsızlıkların tümü ciddi görme kaybı ve hatta körlüğe neden olabilmektedir." width="325" height="245" /></a><p class="wp-caption-text">göz kapağı hastalıkları, göz kapağı şişmesi, göz yanılmaları, göz hastalığı, göz hastalıkları, göz hastalığı tedavisi, göz hastalığı resimleri</p></div>
<p>Diyabetik retinopatisi olan hastaların başlangıçta görmelerinde bazı değişiklikler ortaya çıkabilir. Diyabetin süresiyle diyabetik retinopatinin ortaya çıkma ve görme kaybına gidebilecek ciddi retina problemlerinin görülme olasılığı artmaktadır. Diyabetik retinopati genellikle her iki gözü birlikte etkilemektedir.</p>
<p><strong>Diyabetik Retinopatinin Evreleri Nelerdir?</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin dört evresi vardır.</p>
<ul>
<li><strong>Hafif proliferatif olmayan retinopati:</strong> Bu en erken evredir ve mikroanevrizmalar oluşur. Bunlar retinanın küçük kan damarlarının duvarlarındaki baloncuklardır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Orta proliferatif olmayan retinopati:</strong> Hastalık ilerledikçe retinayı besleyen bazı damarlar tıkanır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Şiddetli proliferatif olmayan retinopati :</strong> Bu evrede tıkanan damar sayısının artmasıyla birlikte retinada beslenemeyen alanlar ortaya çıkar. Bu beslenmesi bozulan alanlardan bazı sinyaller gönderilerek yeni damar oluşumu uyarılır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Proliferatif diyabetik retinopati:</strong> Bu en ileri evredir. Retinanın damar oluşumu için gönderdiği sinyallerin sonucunda yeni damarlar oluşur. Bu durum proliferatif diyabetik retinopati olarak adlandırılmaktadır.Bu yeni damarlar anormal yapıda olup çok kolay kanayabilirler.Bunlar, retina yüzeyi veya gözün içini dolduran saydam vitreus jeline doğru büyüyebilirler.Bu damarlar kanadığında ciddi görme kaybı hatta körlük meydana gelebilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Nedenleri ve Risk Faktörleri</strong></p>
<p><strong>Diyabetik Retinopati Nasıl Görme Kaybına Neden Olmaktadır?</strong></p>
<p>Diyabetik retinopati sonucu hasar gören kan damarları iki yolla görme kaybına neden olmaktadır:<br />
Kolaylıkla kanayan, anormal kan damarları gelişebilir ve bunların göz içine kanaması sonucu görmede bulanıklık ortaya çıkar. Bu olay hastalığın en ileri ve dördüncü evresi olan proliferatif retinopati evresinde gerçekleşmektedir.</p>
<p>Diyabet hastalığı nedeniyle bozulan kan damarı duvarlarından kanın sıvı kısmı keskin ve merkezi görmenin gerçekleştiği makulanın (sarı nokta) merkezine sızabilir. Sızan sıvı makulada şişme ve görmede bulanıklaşmaya neden olur. Bu durum makula ödemi olarak adlandırılmaktadır. Makula ödeminin ortaya çıkma riski her ne kadar hastalık ilerledikçe artsa da hastalığın herhangi bir evresinde görülebilmektedir. Proliferatif diyabetik retinopatisi olan hastaların yaklaşık olarak yarısında aynı zamanda makula ödemi de bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Kimler Diyabetik Retinopati Riski ile Karşı Karşıyadır?</strong></p>
<p>Gerek tip I gerekse tip II diyabeti olan tüm insanlar için bu risk bulunmaktadır. Bu nedenle diyabeti olan herkesin en azından yılda bir kere genişletilmiş göz bebeğinden kapsamlı bir fundus ( göz dibi) muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazlalaşmaktadır. Diyabet hastalarının yaklaşık olarak %40-45&#8242;inde herhangi bir evrede diyabetik retinopati görülmektedir. Diyabetik retinopatisi olan bir hastaya doktoru tarafından hastalığın ilerlemesinden korunmak amacı ile tedavi önerilebilir.<br />
Gebelik esnasında diyabetik retinopati, diyabetli gebe için problem olabilmektedir. Görmenin korunabilmesi için tüm diyabetik gebelerin mümkün olan en kısa sürede detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Gebelik esnasında doktorunuz tarafından ilave bir takım tetkikler istenebilir.</p>
<p><strong>Görmenizi Korumak için Neler Yapabilirsiniz?</strong></p>
<p>Eğer diyabet hastası iseniz en azından yılda bir kere detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmalı ve şunları aklınızda tutmalısınız:</p>
<ul>
<li>Proliferatif retinopati hiç bir semptom olmaksızın gelişebilir. Bu ileri evrede hasta, görme kaybı açısından yüksek risk altındadır.</li>
<li>Makula ödemi hiç bir semptom oluşturmaksızın diyabetik retinpatinin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir.</li>
<li>Hastada hem proliferatif retinopati hem de makula ödemi bir arada gelişse bile kişinin görmesi iyi olabilir. Bununla birlikte bu hastalar görme kaybı açısından yüksek risk altındadırlar.</li>
<li>Doktorunuz gözünüzde diyabetik retinopatinin herhangi bir evresini veya makula ödemini saptadığında bunu size belirtecektir. Görmenizde değişiklik olsun veya olmasın erken tanı ve zamanında tedavi görme kaybını önleyebilir.</li>
<li>Eğer hastada diyabetik retinopati tespit edilmişse daha sık göz muayenesi gerekebilir. Proliferatif retinopatisi bulunan hastalar, zamanında tedavi ve düzenli takip sayesinde körlük risklerini %95 oranında azaltabilirler.</li>
<li>Diyabetli hastalar üzerinde yapılan çalışmalar, kan şekerinin iyi kontrolünün retinopatinin ortaya çıkış ve ilerleyişini yavaşlattığını göstermektedir. Kan şekerini mümkün olduğunca normal sınırlara yakın olarak tutabilen diyabet hastalarında aynı zamanda böbrek ve sinir hastalığı da daha az görülmektedir. İyi bir kan şekeri düzeyi kontrolü laser ihtiyacını da azaltacaktır.</li>
<li>Diğer bazı çalışmalar yüksek kol tansiyonu ve kolesterol düzeyinin düzeltilmesi ile görme kaybı riskinin azaltılabileceğini göstermiştir.Bunların düzeltilmesi görmenizi korumaya yardımcı olacağı gibi genel sağlığınız için de önemlidir.</li>
</ul>
<p><strong>Semptomlar ve Tanı</strong></p>
<p><strong>Diyabetik Retinopatinin Herhangi bir Semptomu (hasta şikayeti) Var mıdır?</strong></p>
<p>Genellikle hastalığın erken evrelerinde hastanın herhangi bir şikayeti olmamaktadır ayrıca ağrı da yoktur. Diyabeti olan hasta şikayetlerin ortaya çıkmasını kesinlikle beklememelidir. Yılda en az bir kere genişletilmiş göz bebeğinden detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırılmalıdır.</p>
<p>Makula (merkezi keskin görmenin sağlandığı retina bölgesi ) sıvı sızması sonucunda şiştiğinde bulanık görme ortaya çıkabilir. Bu durum makula ödemi olarak isimlendirilmektedir.</p>
<p>Eğer retina yüzeyinde anormal yeni damarlar oluşursa, bu damarların göz içine kanaması sonucu görme kaybı ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Eğer Kanama Meydana Gelirse Proliferatif Retinopatide Hastanın Şikayetleri Neler Olacaktır?</strong></p>
<p>Öncelikle kanın oluşturduğu noktacıkları veya göz içinde yüzen leke görürsünüz. Eğer gözünüzde lekeler oluşursa mümkün olan en kısa zamanda göz doktorunuza başvurmalısınız. Daha ciddi kanama meydana gelmeden önce tedaviye ihtiyacınız olabilir. Kanamalar genellikle uyku esnasında ve bir kereden daha fazla olmaya eğilimlidir.</p>
<p>Bazen tedavi olmaksızın gözde oluşan lekeler kaybolabilir ve daha iyi görürsünüz. Bununla brlikte kanama terarlayabilir ve ciddi görme bozukluğu oluşabilir. Kanama artmadan önce görmede bozukluk ortaya çıkar çıkmaz göz doktorunuz tarafından muayene edilmelisiniz.</p>
<p>Eğer tedavi uygulanmazsa proliferatif retinopati ciddi görme kaybına hatta körlüğe neden olabilir. Aynı zamanda tedavi ne kadar erken uygulanırsa tedavinin başarılı olma olasılığı artacaktır.</p>
<p><strong>Diyabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Tespit Edilir?</strong></p>
<p>Diyabetik retinopati ve makula ödemi şunları içeren kapsamlı bir muayene esnasında saptanır:<br />
<strong>Görme keskinliği testi:</strong> Değişik mesafelerde görme düzeyi ölçülür.</p>
<p><strong>Göz bebeği genişletilerek yapılan göz muayenesi:</strong> Göz bebeğinizi genişletmek amacıyla gözünüze damlalar damlatılır. Bu sayede göz doktorunuz gözünüzün içinde daha geniş alanları tarayabilir ve hastalığa ait bulgu olup olmadığını araştırır. Doktorunuz özel bir lens kullanarak gözünüzün retina tabakasında ve görme sinirinizde herhangi bir tahribat olup olmadığını araştırır. Bu muayene sonrasında yakın görmeniz uzun saatler boyunca bozuk kalabilr.</p>
<p><strong>Tonometre:</strong> Gözünüzün içindeki basıncı (göz tansiyonu) ölçen bir alettir. Bu test öncesinde gözünüze uyşturucu damlalar damlatılabilir.</p>
<p>Doktorunuz retinanızı hastalığın aşağıda belirtilen erken bulguları yönünden kontrol edecektir:</p>
<ul>
<li>Kanamış kan damarları</li>
<li>Retinada şişme (makula ödemi)</li>
<li>Retinada soluk renkli yağlı birikintiler (sızdıran kan damarlarının bulgusudur)</li>
<li>Hasarlanmış sinir dokusu</li>
<li>Kan damarlarında ortaya çıkan herhangi bir değişiklik</li>
</ul>
<p>Eğer doktorunuz makula ödemi için tedaviye ihtiyacınız olduğuna inanıyorsa size florosein anjiyogram önerebilir. Bu testte kolunuzun damarından özel bir boya enjekte edilir. Boya retinanın kan damarlarından geçerken fotoğraflar çekilir. Bu test doktorunuzun sızdıran damarları tespit etmesine ve tedaviye karar vermesinde yardımcı olur.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p><strong>Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir?</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatinin ilk üç evresinde makula ödeminiz olmadığı sürece tedavi gerekmeyecektir. Diyabetik retinopatinin ilerlemesinden kaçınmak için şeker hastalarının kan şeker, kan kolesterolü ve kan basıncı düzeylerini kontrol altında tutulmalarında fayda vardır.</p>
<p>Proliferatif retinopati lazer ile tedavi edilir. Bu yöntem scatter (dağınık) laser tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Laser tedavisinde amaç anormal kan damarlarının kapatılmasına yardımcı olmaktadır. Doktorunuz gözünüzün retina tabakasında anormal damarların kapanması için makula bölgesinden uzakta 1000-2000 laser yanığı oluşturur. Tedavide oldukça fazla sayıda laser yanığı oluşturmak gerektiğinden, tedavi genellikle iki veya daha fazla seansta tamamlanmaktadır. Her ne kadar tedavi sonrası çevre görmede azalma olabilse de laser tedavisi ile mevcut görme düzeyiniz korunabilir. Laser tedavisi renk görme ve gece görme düzeyinizde hafif bir azalmaya neden olabilir.<br />
Laser tedavisi anormal kan damarları kanamaya başlamadan önce uygulandığında daha etkili olmaktadır. Bu nedenle diyabet hastaları düzenli olarak genişletilmiş göz bebeğinden detaylı göz dibi muayenesi yaptırmalıdır. Kanama başlasa bile kanama düzeyine bağlı olmak koşuluyla yine de laser tedavisi mümkün olabilir.</p>
<p>Eğer kanama şiddetli ise vitrektomi olarak isimlendirilen bir ameliyatın uygulanması gerekebilir. Vitrektomi ameliyatı ile gözün içindeki kan temizlenmektedir.</p>
<p><strong>Makula ödemi nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Makula ödemi laser ile tedavi edilmektedir. Bu yöntem fokal (odaksal) laser tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Doktorunuz makulayı çevreleyen retinada sızıntıya neden olan bölgeye çok sayıda küçük laser yanığı yerleştirir. Bu yanıklar sızıntıyı yavaşlatarak makulada biriken sıvı miktarını azaltır. Genellikle tedavi tek seansta tamamlanmaktadır. Bazen daha yoğun tedavi gerekebilir.</p>
<p>Bazı hastalara mevcut sızıntıyı engellemek için birden fazla fokal laser tedavisi uygulamak gerekebilmektedir. Eğer her iki gözünüz de de makula ödemi varsa ve lazer tedavisi gerekiyorsa genellikle önce bir gözünüze tedavi uygulanmaka diğer gözün tedavisi için bir kaç hafta beklemek gerekmektedir. Fokal laser tedavisi mevcut görmenin korunabilmesine yardımcı olur. Aslında bu tedavi görme kaybı riskini %50 oranında azaltmaktadır. Oldukça küçük bir grup hastada eğer görme kaybı oluşmuşsa bir miktar görme artışı olabilmektedir. Eğer görme kaybınız olursa göz doktorunuzla irtibata geçmelisiniz.</p>
<p>Makula ödeminin tedavisinde lazer tedavisine yanıt vermeyen olgularda uygulanabilecek diğer bir yöntem intravitreal (göz içi) enjeksiyondur. Bu tedavi yönteminde göz içerisine küçük bir iğne ile özel ilaçlar enjekte edilmektedir. Bu uygulama genellikle ameliyathanede yapılmaktadır. İşlem çok kısa sürmekte ve genellikle hasta hafif bir iğnelenme hissetmektedir. Hasta işlem sonrası evine gidebilmektedir.</p>
<p>Laser tedavisi ve intravitreal enjeksiyon tedavisine dirençli bazı olgularda ve görme merkezi üzerinde göz jelininin çekinti uyguladığı hastalarda vitrektomi ameliyat ıda makula ödemi tedavisinde uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong>Laser tedavisi esnasında ne olmaktadır?</strong></p>
<p>Lazer tedavisi doktorunuzun çalıştığı klinikte uygulanır. Öncelikle göz bebeğiniz damlalarla genişletildikten sonra gözünüze uyuşturucu damla damlatılır.</p>
<p>Laser tedavisi loş bir odada uygulanır. Siz başınızı laser aletine yerleştirdiğinizde doktorunuz gözünüzün üzerine özel bir lens yerleştirir. Tedavi esnasında ışık parlamaları görebilirsiniz. Bu ışıklar rahatsızlığa neden olan bir acı ortaya çıkarabilir. Tedaviden sonra sizi evinize götürecek bir yardımcıya ihtiyacınız olacaktır. Göz bebekleriniz tedavi sonrası bir kaç saat boyunca büyük olacağından yanınızda güneş gözlüğü getirmenizde fayda vardır.</p>
<p>Günün geri kalan kısmında muhtemelen görmenizde hafif bir bulanıklık olacaktır. Eğer ağrınız olursa doktorunuz tedavi önerebilir.</p>
<p>Lazer tedavisi ve düzenli takip körlük riskini %90 oranında azaltabilmektedir. Ne yazık ki lazer tedavisi daha önceden kaybedilmiş olan görmeyi genellikle düzeltememektedir. Bu nedenle görme kaybını önlemenin en iyi yolu diyabetik retinopati tanısının erken dönemde konmasıdır.</p>
<p><strong>Vitrektomi nedir?</strong></p>
<p>Eğer gözünüzün içinde çok fazla kanama varsa görmenizin tekrar düzeltilebilmesi için vitrektomi ameliyatı uygulamak gerekebilir. Eğer her iki gözünüzünde ameliyat olması gerekiyorsa öncelikle bir gözünüz ameliyat edilir birkaç hafta sonra diğer gözünüze ameliyat uygulanır.</p>
<p>Vitrektomi ameliyatı lokal veya genel anestezi ile uygulanabilir. Doktorunuz ameliyat sırasında gözünüzün içine girebilmek için küçük bir kesi oluşturur. Daha sonra bu kesiden göz içerine sokulan özel bir aletle kanla bulanık hale gelmiş olan vitreus jeli ( göz küresinin içini dolduran jel kıvamındaki madde) boşaltılır. Göz içindeki vitreus jeli özel bir sıvı (tuz solüsyonu) ile değiştirilir. Vitreus jelinin yapısının büyük bölümünü su oluşturduğundan ameliyat sonrasında tuz solüsyonu ile vitreus jeli arasında bir fark hissetmezsiniz.</p>
<p>Vitrektomi operayonundan sonra muhtemelen evinize gidebilirsiniz. Bazı hastalar gece boyunca hastanede kalabilir. Ameliyat sonrası gözünüzde kızarıklık ve hassasiyet olacaktır. Gözünüzü korumak amacıyla bir süre gözünüz kapatılabilir. Ameliyat sonrası enfeksiyondan korunmak için bazı damlalar kullanılır.</p>
<p>Lazer ve Vitrektomi Proliferatif Retinopatinin Tedavisinde Etkili midir?</p>
<p>Evet. Her iki tedavi de görme kaybının azaltılmasında oldukça etkilidir. Proliferatif retinopatisi olan hastalar zamanında ve uygun tedavi aldıklarında 5 yıl içerisinde kör olma riskleri % 5 civarındadır. Her ne kadar her iki tedavi yönteminin başarı oranı oldukça yüksek olsa da bu yöntemler diyabetik retinopatiyi ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<p>Bir kez proliferatif retinopati ortaya çıktığında her zaman için yeni bir kanama ortaya çıkma olasılığı vardır. Görmenizin korunabilmesi için bir kereden daha fazla tedaviye ihtiyaç olabilmektedir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frengi.com/goz-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frengi Belirtileri</title>
		<link>http://www.frengi.com/frengi-belirtileri.html</link>
		<comments>http://www.frengi.com/frengi-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 23:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Frengi]]></category>
		<category><![CDATA[frengi belirtileri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[frengi nasıl bulaşır]]></category>
		<category><![CDATA[frengi nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[frengi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[frengi testi]]></category>
		<category><![CDATA[sifiliz belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frengi.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Frengi hastası olan birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi sonucu , frengi hastalığı 2 ile 4 haftalık kuluçka döneminden sonra karşı tarafa geçebilir.Frengi hastası olan biriyle ilişkiye giren sağlıklı bir insan vücudunda bu ilişkiden sonra hastalığı kapmasıyla birlikte şu belirtiler görülebilir : Ağrısız fakat şekil olarak delici bir şeyle delinmiş bir şekilde yaralar meydana gelmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_18" class="wp-caption alignright" style="width: 346px"><a href="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/frengi-belirtileri.jpg"><img class="size-full wp-image-18 " title="frengi-belirtileri" src="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/frengi-belirtileri.jpg" alt="Frengi hastası olan birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi sonucu , frengi hastalığı 2 ile 4 haftalık kuluçka döneminden sonra karşı tarafa geçebilir.Frengi hastası olan biriyle ilişkiye giren sağlıklı bir insan vücudunda bu ilişkiden sonra hastalığı kapmasıyla birlikte şu belirtiler görülebilir" width="336" height="280" /></a><p class="wp-caption-text">frengi hastalığı, frengi hastalığı, frengi belirtileri, frengi resimleri, frengi fotoğrafları</p></div>
<p>Frengi hastası olan birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi sonucu , frengi hastalığı 2 ile 4 haftalık kuluçka döneminden sonra karşı tarafa geçebilir.Frengi hastası olan biriyle ilişkiye giren sağlıklı bir insan vücudunda bu ilişkiden sonra hastalığı kapmasıyla birlikte şu belirtiler görülebilir :</p>
<ul>
<li>Ağrısız fakat şekil olarak delici bir şeyle delinmiş bir şekilde yaralar meydana gelmesi</li>
<li>Özellikle erkeklerde peniste meydana gelen bir yaralar frengi hastalığı sonucu oluşmuş olabilir.Bu yara zamanla kendi kendine iyileşme gösterir fakat bu durum doktora gitmemenize neden değildir.Anormal görülen bu yaralar için mutlaka pratisyen bir hekime muayene olunmalıdır.</li>
<li>Yukarıda bahsedilen yaralar kendine kendine veya tedavi ile iyileştikten bir süre sonra kasık bölgelerinde lenf bezi şişmeleri görülebilir.</li>
<li>Dudağın içinde veya idrar yollarında yaralar meydana gelir.</li>
<li>Bu evrelerden sonra (uzun dönemde) karaciğer,beyin,testis,böbrek gibi önemli organlarda kitleler meydana gelebilir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frengi.com/frengi-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frengi</title>
		<link>http://www.frengi.com/frengi.html</link>
		<comments>http://www.frengi.com/frengi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 23:46:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Frengi]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[frengi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[frengi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[frengi hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[frengi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[frengi resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[frengi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit b]]></category>
		<category><![CDATA[Kristof Kolomb]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Pallida]]></category>
		<category><![CDATA[Sifilis]]></category>
		<category><![CDATA[sifiliz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frengi.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Frengi cinsel yolla bulaşan (zührevi) bir hastalıktır.Tıp dilindeki karşılığı ise &#8220;sifilis&#8221; olarak yer almaktadır.Frengi hastası bir kadından doğurduğu çocuğa heçmesi halinde hemen hemen her cinsel ilişki esnasında karşı tarafa bulaşabilme özelliği gösterebilir. Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan frengi veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="frengi" href="http://www.frengi.com/frengi.html">Frengi</a> cinsel yolla bulaşan (zührevi) bir hastalıktır.Tıp dilindeki karşılığı ise &#8220;<a title="sifilis" href="http://www.frengi.com/frengi.html">sifilis</a>&#8221; olarak yer almaktadır.Frengi hastası bir kadından doğurduğu çocuğa heçmesi halinde hemen hemen her cinsel ilişki esnasında karşı tarafa bulaşabilme özelliği gösterebilir.</p>
<div id="attachment_10" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/frengi.jpg"><img class="size-medium wp-image-10" title="frengi" src="http://www.frengi.com/wp-content/uploads/2011/12/frengi-300x203.jpg" alt="" width="300" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">frengi, frengi hastalığı, frengi hastalığı nedir, frengi resimleri, frengi tedavisi</p></div>
<p>Cinsellikle ilgili hastalıklardan en eski olan <a title="frengi" href="http://www.frengi.com/">frengi</a> veya günümüzdeki adı ile sifiliz, bazılarına göre ilk kez Amerika’­dan Kristof Kolomb’un tayfaları ile Avru­pa’ya yayılmıştır. Bazı yazarlar İncil’deki forumlara dayanarak hastalığın daha da eski olduğunu ileri sürerler. 16. yüzyılda şiddetli gelişen salgınlar yapan hastalık niboyet 20. yüzyılda etkeni bulunduktan sonra kontrol altına alınabilmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır. Frenginin etkeni (Treponema pallida) adı eriten bir mikroptur. Tirbişon biçiminde ince uzun kıvrımlar gösteren bu mikrop çok hareketli ve kuruluğa dayanıksızdır. ancak nemli ve havasız yerlerde yaşayabilen bir mikroptur. Cinsel temasla bulaşan hastalığın üç dev­resi vardır. Frenginin birinci ve ikinci dev­relerinde cilt yaralarında hastalık etkeni olan spiroket bulunur, üçüncü devre fren­ginin deri belirtilerinde ise mikrop tesbit edilemez. Frengili hastaların ağız ve cinsel bölgele­rinde mevcut yara veya kondilomata lata denen siğil gibi lezyonlarmda frengi mik­ropları bol miktarda bulunur. Bulaşma ge­nellikle % 97 oranında cinsel ilişki esna­sında veya % 3 oranında eşyalarla dolaylı olarak meydana gelir. Sağlam şahısların deri ve mukozalannda mevcut ufak çatlak veya sıyrıklardan lenf yollarına geçen frengi mikrobu, birkaç saat içinde kanda yayılarak, gizli bir septisemi yapar. Hastalığa yakalandıktan, yani mikrobun vücuda girmesinden -genellikle 3-4 hafta sonra bu noktada şankr denen bir yara meydana gelir. Bu yara ile birlikte, etra­fında şişmiş olan lenf ganglionu (adeno-pati) hastalığın ilk belirtisi olarak görülür. Buna primer kompleks denir. Yaranın çıkmasından iki hafta sonra yapılacak kan muayenelerinin müsbet bulunması ile teş­his konulabilir. Yara genellikle 3-6 haftada kendiliğinden iyileşir.<br />
Hastalığın ikinci devresi deride çok deği­şik belirtilerle başlar. Deri hastalıklarında rozeol, plak mükoz, aiopesi v.b. gibi tıbbi terimlerle anılan bu belirtiler temastan 2 ay sonra, başka bir deyişle yaranın çık­masından 40 gün sonra görülmeye başlar ve 3-5 sene devam eder. Frengi enfeksiyonunun veya hastalığın û-çüncü devresi, doku harabiyetinin başladığı gom denen yuvarlak,sert teşekkülerin mey­dana geldiği devredir. Bu devrede deri belirtilerinden başka diğer birçok organda {eklem, kas, kemik, akciğer, mide, kara­ciğer, böbrek, mesane, beyin) gom denen karakteristik şişlikler ve yaralar çıkar. Sinir sisteminde frengiye bağlı felçler (De-mentia paralytica, Tabes dorsalis) görülür.</p>
<p><a title="frengi belirtileri" href="http://www.frengi.com/frengi-belirtileri.html">Frengi belirtileri</a> , hastalığın teşhisine önce lezyon-dan alınan akıntıda mikrobu aramakla baş­lanır ve kesin teşhis ancak bu şekilde ko­nur. Serolojik teşhis için yapılan kan muayeneleri (Wassermann, Kolmer, Kahn, VDRL, Nelson-Mayer testleri) hastalığın mutlaka frengi olup olmadığını kesin ola­rak bildirmez. Bu konuda uzman olanlar testleri klinik bulgularla beraber değer­lendirerek sonuca varırlar. Üçüncü devre frengilerinde gamlardan yapılacak biopsi teşhise yardımcı olmaktadır.<br />
Frengi tedavisinde eskiden kullanılan ar­senik (salvarsan), bizmut, cıva ve iyotlu preparatların ancak tarihi değeri kalmış­tır. Bugün için tek ve etkili ilaç penisilindir. Penisilinin ilk enjeksiyonundan sonra ba­zen ateşin 40-41 °C’ye kadar yükselmesi şeklinde görülen Hencheimer reaksiyonu frengi mikroplarının parçalanmasına bağlı olarak meydana gelebilir. Tedavide penisi­lin ilk gün 2.400.000 ünite, sekizinci gün 1.200.000 ünite olmak üzere toplam 3.600.000 ünite yapılır. Serum testleri po­zitif olanlara 15 gün sonra 1.200.000 ünite daha yapmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frengi.com/frengi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

